Posted by admin on 29 Ağustos 2010

Küçücük odamda
Karanlığın dizine koyup başımı
Canını canıma kattığım
O günleri düşündüm bu akşam
Yalnızlığın gözlerinden öpüp
Saçlarını okşadım rüzgârın
Sevdamızın dudaklarından
Sevinci emdim birde hüznü ve ayrılığı
Küçücük odamda
Karanlığın dizine koyup başımı
Düşündüm bu akşam
Meğer ne çok hisli sevmişim
Yalnızlığın gözlerinden öpüp
Saçlarını okşadım rüzgârın
Sevdamızın dudaklarından
Sevinci emdim birde hüznü ve ayrılığı
Küçücük odamda
Karanlığın dizine koyup başımı
Düşündüm bu akşam
Meğer ne çok hisli sevmişim ben seni
Posted by admin on 29 Ağustos 2010

Sevda ne yana düşer usta
Hicran ne yana
Yalnızlık hep bana
Bana mı düşer usta
Gurbet ne yana düşer usta
Sıla ne yana
Hasret hep bana
Bana mı düşer usta
Sevda ne yana düşer usta
Hicran ne yana
Yalnızlık hep bana
Bana mı düşer usta
Elim sanata düşer usta
Dilim küfre yüreğim acıya
Ölüm hep bana
Bana mı düşer usta
Posted by admin on 29 Ağustos 2010

Derdimi dökersem derin dereye
Doldurur dereyi düz olur gider
Rakipler geldi girdi araya
Korkarım yar, benden yoz olur gider
Ilgıt ılgıt yeller eser seherde
Dost beni düşürdü onulmaz derde
Yar ile buluşsak bir tenha yerde
Duyar rakipler söz olur gider
Duyar rakipler
Pervane ateşten sakınmaz canı
Uğruna koymuşum başı bedeni
Doldur tüfeğini hedef et beni
Yaram doksan dokuz yüz olur gider
Posted by admin on 29 Ağustos 2010

Sana bu karanlık bu gürültü içinde
Ellerimi uzatıyorum
Sen bu karanlık bu gürültü içinde
Görmüyor musun?
Bütün köşeleri tutmuşlar
Ortada meydanlar,gözler içinde
Sana anlatamıyorum
Bütün bu köşeler,bu karanlık,bu ıslak,bu gürültü
Tutsana ellerimi
Ellerimi görmüyor musun?
Tutsana ellerimi
Ellerimi görmüyor musun?
Posted by admin on 29 Ağustos 2010

Diyelim ki
Ağır ameliyatlık hastayız
Yani beyaz masadan bir daha kalkmamak ihtimali de var
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
Biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına
Hava yağmurlu mu diye bakacağız pencereden
Yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
En son ajans haberini
Diyelim ki
Dövüşülmeye değer bir şeyler için
Diyelim ki cephedeyiz daha orada ilk hücumda
Daha o gün yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu
Fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
Belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu
Diyelim ki
Hapisteyiz yaşımız da elliye yakın
Daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının
Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız
İnsanları, hayvanları kavgası ve rüzgarıyla
Yani duvarın arkasındaki dışarıyla
Yani nasıl ve nerede olursak olalım
Hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak